Kaside-i Burde Besteleri 2014

12 pages
132 views
of 12
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Description
Kaside-i Burde Besteleri 2014
Transcript
    KASİDE  -  İ BÜRDE’NİN BESTELERİ    Yard. Doç. Dr. Recep Uslu, Gazi Üniversitesi TMDK Müzikoloji , Not: Kaside- i Bürde’nin besteleri konusunu ele alan ilk makale olma özelliğini taĢıyan bu yazının   yayınlandığından beri büyük ilgi gördüğünü söyleyebilirim. Ġki kere yayınlandı  (  Musiki Mecmuası , sy. 473, 2005;  Diyanet  Aylık Dergi , sy. 223, 2009, s. 50-53). A ncak gelen eleĢtirilerle bazı küçük düzeltmelerle yeniden ele alınıp, “akademi.edu”’ya (05.2014) tarihli versiyonu yazıda bahsedilen notalarla birlikte   “ e-makale ”  o larak sunulması dostların isteği üzerine gerekli görül m üĢtür . Dini müziğimiz, geleneksel müziğimizin önemli bir pa r  çasıdır. Bazı müzikologlarca “ Tasavvuf Halk müziği”  de denen  bir türü barındıran dini müziğimiz İstanbul’da olduğu gibi Anadolu’da da   tekkelerin kapanmasından sonra bir gelenek olarak aile toplantılarında varlığını devam e ttirmektedir. Son yıllarda Türk halk müziğinde derlemeler yapılırken dini müzik örnekleri de kayıtlara geçirilmektedir.  En eski örneklerden bugüne Türk edebiyatı literatüründe çok iyi bilinen bazı örneklerin zaman zaman besteli olarak okunduklarına dair izlere kaynaklarda rastlanmaktadır. N i tekim şair İslam’ın  Muinü’l  - mürid  ’ini  ,   Ahmed Yesevi’nin  Divan- ı Hikmet  ’ini veya Yazıcızade’nin yazdığı  Muhammediyye ’ sini köylüler t arlalarından dönerken söylediklerin e N. Sami Banarlı’nın işaret  et miş tir. Burada ele alaca ğı m ız dini edebiyatta çok ünlü, bir XIII. yüzyıl  kasidesinin, Kaside- i Bürde’nin, bestelerinin tespit edilmesi olacaktır. Önce müzik biçiminin  bir kaside mi yoksa şuğul mü olduğun a değinme k gereklidir. E serin isminden hareket ederek “kaside”, diğeri sözleri Arapça olan ilahilere verilen “şuğul” formunda olabileceği ihtimal leri mevcuttur.  Müzik Biçimi   Kaside   mi, ġuğul mü ?   “ Kaside ” , aslında Türk, Arap ve İran edebiyatında bir şiir türüdür. Kaside’nin Türk müziğinde de bir müzik biçimi  (form) olup olmadığı konusu araştırılınca iki d urumla karşılaşılmaktadır. Bu konuda her hangi bir açıklamaya yer vermeyen bazı kitaplarda , kaside bir müzik biçimi olarak yer almazken, ba zı kitaplarda dini m üzik    türü olduğu kabul edilmektedir.1 Ancak “ kaside nin başlı başına bir müzik biçimi   olma özelliği göstermediği, edebi ürün olarak şiire dayalı olduğu, gazele veya uzun havaya benz e diği, bu formlardan içeriği ile ayrıldığı genel kabul görmektedir. Onur Akdoğu Türk müziğinde türler    konusunda geniş anlatım ve örnekler verdiği kitabında kasideye herhangi bir örnek vermemiş olmakla birlikte , Fuzuli’nin su kasidesi bestesi hatırlanabilir. Onun tanımına göre kaside “usulsüz ve doğaçtan ezgilenen” bir türdür. Uzunhava, bozlak gibi. Genel olarak ilahilere “ kaside ”   denilmesinden doğan bir yanlışlıkla “ tevhid ilahisi, tesbih ilahisi, naat ”   vs gibi türlerle karıştırılmaması gerektiği yine Akdoğu’nun uyarılarındandır. Müzikte türleri belirleyen yapılardan biri de, Batı müziğinde olduğu gibi, edebi  biçimleridir. Bu nedenle müzikte de bir tür olduğunu  kabul eden Yı l maz Öztuna ile Vural Sözer’in ansiklopedilerinde yer alan “ kaside ”  bilgilerini, kaynak olarak kullanan İsmail Hakkı Özkan’ın yazdıkları öze t lenirse “kaside, sözlü dini müzik”    biçimleri ndendir. Usule  bağlı olmayan, serbest ve irticali bir okuyuşla saz eşliği olmaksızın okunur. En fazla onbeş  beyit kadardır. Naatlar ve münacatlar da  bu anlamda kaside olarak okunur. Kasidenin konuları Allah’a övgüden, peygamber ve diğer din büyüklerine gösterilmesi gereken saygıdan, tasavvufi anlayış ve yaklaşımlardan bahseder. Müzikteki “ kaside ”    biçimini n güftesi “kaside şiir türü”   dışında “ gazel, mesnevi, murabba, muhammes ”   veya başka bir nazım şekli olabilir. Şiirdeki kaside ile beyit sayısı ve övgü şiiri olması dışında benzerliği yoktur. Kaside okumak için yeterli ve tecrübeli kasidehan olmak gerekir. Kaside ok  umak için seçilen güftenin anlamına uygun bir makam seçmek, din dışı müziğin etkisinden uzak, dini du yguları uyaracak bir tarzı seçmek g ereklidir.2  Bu bilgiler ışığında  Kaside- i Bürde , ister serbest tarzda okunan “kaside” tarzıyla olsun ister belli bir makam ve usulle okunan “şuğul” tarzı olsun dini müzik biçimi   içinde değerlendirilmelidir. Ancak bu araştırmada “Kaside - i Bürde”nin serbest okunan örneklerine rastlanmadığı için belirli bir usul ve ma kamla söylenen “şuğul” örneklerinden söz edilecek  tir. Kaside- i Bürde ve Yazarı : Kaside- i Bürde tamlaması “hırka kasidesi” anlamına gelmektedir. Dini edebiyatta Kaside- i Bürde olarak bilinen iki Arapça kaside vardır. Bunlardan ilki Hz. Peygamber hayatta iken ünlü Arap şairi Ka’b b. Züheyr tarafından yazılan kasidedir. İkinc isi Muhammed Busîrî tarafından yazılan kasidedir. Her ikisinin de bestelenmiş olması mümkün olmakla birlikte burada bahsini edeceğimiz kaside ikincisi ol a caktır. 1 Ekrem Karadeniz, Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları , İstanbul 1965 adlı kitapta müzik biçimlerine   ayrılmış olan 5. bölümde kaside yer almamaktadır.   Onur Akdoğu, Türler ve Biçimler  , s. 347- 348 şiire bağlı bir müzik türü olduğunu kabul ettiği anlaşılmaktadır; DİA’da maddeyi yazan İ. Hakkı Özkan’a göre bir dini müzik biçimidir   2  İsmail Hakkı Özkan, “Kaside”,  DİA , c. 24, s. 566; Ayrıca Nazmi Özalp, Türk Mus i kisi Beste Formları , 1992; Alaeddin Yavaşça, Türk  Musikisinde Komp osizyon ve Beste Biçim leri , 2000, kitaplarına da bakılabilir     Kasidenin yazarı olan Muhammed Busîrî, 1212 yılında Mısır’ın Behnesa şehrinde doğdu. Ailesi Mağrib Berberi asıllıdır. Busîrî, Kur’an’ı ezbe r  ledikten sonra Kahire’ye gidip Şeyh Abdüzzahir Mescid’inde eğitimini tamamladı. Dinler tarihine ilgi duyarak Tevrat ve İncilleri inceledi. Bu sırada Tunus’tan Mısır’a gelen Şazelî tarikatı kurucusu Hasan Şazelî’ye (ö. 1258) intisab etti. Bir süre Kur’an öğretimiyle uğraştı. Daha sonra Bahriye Memlukl u veziri Zeyneddin Yakub b. Zübeyr’in yanında çalışan Busîrî, koruyucusu/ hâmisi olan bu vezir 1261’de görevinden alındıktan sonra, Bilbis şehrinde girdiği devletin mali işl e rinde katiplik ve muhasiblik yaptı. İstifa edip Kahire’ye geçtiği 1265’de Bahriye Memluklu sultanı Meliküzzahir I. Baybars’a bir kaside sunduysa da yeterli ilgiyi göremedi. Busîrî bir süre Kahire’de kalıp dini eğitim veren bir okul açtı. Kahire’den sonra geçtiği Mahalle şehrinde de aynı işle uğraştı, ardından da İske n deriye’ye geçti. Busîrî, orada 1296 yılında 80 yaşında iken vefat etti.   Busîrî, haksızlığa tahammülsüzlüğü nedeniyle uzun süre bir işte çalış a mamış, mizacı düzenli bir hayat sürmesine engel olmuştur. Hayatından bahs e den kaynaklar karısının hırçınlığından da bahsederler. Bununla birlikte samimi bir sufi olmaya çalışmış, ilk  bağlandığı şeyhi Hasan Şazelî’nin ölümünün ardı n dan onun yerine görevi devam ettiren Ebülabbas Ahmed Mürsî’ye bağlılığını sürdürmüştür. Şiirlerinin önemli bir kısmı Hz. Peygamberi övgü niteliğini taşımaktadır. Bununla birlikte bazı kasidelerinde zamanın sosyal durumunu da yansı t maktadır. Bunlardan birinde 1265 yılında Medine’nin yanmasından duyduğu üzüntü üzerine Takdîsü’l  -Harem   adını verdiği bir eser kaleme almıştır. Şiirl e rinden başka Yahudilik ve Hristiyanlığa reddiye konusunda el-  Muhrec ve’l  -merdud    adını taşıyan bir başka eseri daha vardır. 3  Busîrî’nin Hz. Peygamberi övdüğü şiirlerinden birinin adı  Kevâkibü’d  - dürriyye ’dir. Bu kasidenin İslam ülkelerinde yayılışının nedeni kaynaklara göre Busîrî’nin felçd en kurtuluşuyla ilgili bir olaydır. Bu anlatıya göre Busîrî, İske n deriye’de felç olduğu gün Hz. Peygamberi rüyasında görmüş, Peygamber ona kasidesini okumasını söylemiş, Busîrî, “hangisini” diye sorunca da, Hz. Pe y gamber kasidenin ilk beyitlerini okumuş: Emin tezekküri cirânin bi - zî - selemin/ Mezectü dem’an cerâ min mukletin bi -demin: “Bir zamanlar bulunduğun Selem ağaçlığı bölgesinde oturan eski komş u larını hatırladığın için mi kanlı yaş döküyorsun” diye başlayan kaside old u ğuna işaret etmiş. Busîrî’de yeni yazmış olduğu kasidenin devamını okumuştur. Hz. Peygamber önce ona hırkasını vermiş ve Busîrî’nin felç olan yerini sıva z lamış, Busîrî uyanınca felçten kurtulduğunu görmüştür. Bu olaydan sonra kaside “hı r  ka” anlamına gelen Arapça “bürde” kelimesiyle bilin ir olmuştur. Bununla birlikte Busîrî daha hayatta iken bu kasidenin gizli faydalarından bahseden bir eserin –Merrâkeşî’nin eseri - yazılmış olması da yayılmasında etken olmuştu r. Kaside- i Bür’e, Kaside -i Mimiyye gibi adlarla da bilinen Kaside-i Bürde’nin tekkelerde okunması başta Şazeliler olmak üzere Nakşibendi, Kadiri, Halveti gibi çeşitli tarikatlar tarafından beni m senmiştir. 3  Mahmut Kaya, “Busîrî”,  DİA , VI, s. 468- 470’den özet.    Bürde Kasidesinin Ġçeriği ve YayılıĢı : Kaside- i Bürde kasidelerin genel özelliği olan sevgiliye özlem tem a sıyla  başlamaktadır. İnsanı yanlışa sürükleyen nefisten şikayet, insanlığı kurtarıcı Hz. Peygambere övgü, onun doğumu ve mucizeleri, Kur’an’ın fazileti, mi’rac mucizesi, nefisle mücadelenin önemi, günahlardan pişmanlık, Allah’tan af ümidi, dua ve n iyazla sona ermektedir. Kaside a ruzun basit bahriyle yazılmıştır. Kaside- i Bürde o kadar yayılmıştır ki Mısır’dan başka bütün İslam coğrafyasında tanınmıştır. Dini toplantılarda, mübarek gün ve gecelerde, sünnet, düğün, bayram ve cenaze merasimlerinde okuna gelmiştir. Kaside ort a ya çıktığı XIII. Yüzyılda Mısır’da hüküm süren Memluklular döneminden XXI. Yüzyıla, yani bugüne kadar ününü korumuş,  bu arada kasidenin pek çok nüsh a sı (kopyası), açıklaması (şerhi), tahmisi, tanziri yapılmıştır. Türkçe dışında bütün İslam ülkeleri dillerine çevrildiği gibi Grekçe, Latince, İtalyanca, Fransızca, İngilizce, Almanca, Afrika ve Güney Asya mahalli dillerine çevrilmiştir. Kaside - i Bürde üzerine büyük bir literatür oluşmuş üzerine tezler yapılmıştır. Kaside nin Türkçeye birçok çevirisinden biri olan Abidin Paşa çevirisi, dinler tarihi  p rofesörü Ömer Faruk Harman tarafından sadeleştirilerek (İstanbul 1977; 2. bs. İstanbul Kalem yay. 2004) yayınlanmış, felsefe  profesörü Mahmut Kaya tarafı n dan şiir  - çevirisi (İstanbul 2001) yapılmıştır. 4 Kaside- i Bürde’nin Türkçe çevirilerine veya seslendirilmiş şekline internet sitelerinde rastlamak mümkündür. Kaside - i Bürde’nin, İstanbul’da bir ya yıncı olan Ajans Yıldırım tarafından CD yayını yapılmıştır. Kenan Büyükaksoy’un (Rifai) bestesi Erkan Mutlu’nun “Gel Efendim” adlı   albümünde (Moral prodüksiyon, 2005) yer almıştır. K  a side ve şairinin hayatı üzerine Mahmut Çetin,  Hırka  (Edille yay. 2005?, 104 s.) adlı bir roman yazmış, bir de sinema filmi yapılmıştır (bu film TGRT televizyonunda oynamıştır).   Kaside tekkelerde diğer ilahilerle birlikte okunduğu gibi, nefisten arı n mak için haftalık “evrad” olarak da düzenlenmiştir. Kasidenin 140. beyti n den itibaren felçlilere şifa maksadıyla yedi gün süreyle okunması da adet olmuştur (Kaside’nin “havas” denilen bu özelliklerine verilen referanslar için yukarda adı geçen Merrâkeşî’nin eserinden başka bk. Abidin Paşa,  Kaside- i Bürde Tercümesi ve Şerhi , İstanbul 2004, s. 21 vd.). Bu açılardan kaside, hem dini müziğin hem de “müzikle te rapi ”nin bir parçası olarak ele alınabilir.   Kaside- i Bürde’nin Notaya Alınması ve Besteleri:   Ülkemizde her kesin yararlanabileceği bir müzik araştırma merkezinin bir ihtiyac olduğu Rauf Yekta Bey’den günümüze kadar birçok yazar tarafından defalarca dile getirilmiştir. Zaman zaman bunu gerçekleştirmek için çabala r ve dev let tarafından desteklenen kurumlar da oluşturulmuştur. Ancak her iyi niyetli çaba, kurumlaşamadığı sürece yok olmağa mahkumdur. Kurumlaşıp bu kurumların sağlıklı bir şekilde yürümesini sağlayacak düzen, donanım ve eleman gereklidir. Bir müzik araştırmacısının aradığı kaynakların, basılı yayınların, not a ların, plakların, CD’lerin, kasetlerin toplandığı bir 4  Mahmut Kaya, “Kasidetü’l - Bürde”, DİA, XXIV, s. 568 - 569’dan özet    merkez olmalıdır. Bir nebze de olsa TRT’nin bunu gerçekleştirdiği söylense de halka açık  bir kurum olma ması buradan araştırmacıların yararlanmasını zorlaştırmaktadır.   Kaside- i Bürde’nin XIII. Yüzyıldan XXI. Yüzyıla kadar, diğer bir deyişle Memluklular, Selçuklular  5 , Anadolu Beylikleri, Osmanlılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk    zamanlarında özellikle tekkelerde Hz. Peygamberi övgü için, hatta bazı kısımlarının delileri tedavi için okunduğunu, kasidenin Latince’den Afrika dillerine kadar pek çok dile çevrildiğini, Balkanlardan Orta Asya’ya, A f  rika’dan Hindistan’a kadar olan bölgelerde doğu edebiyatında ve dini literatür ve dini müzikte iyi bilindiğini belirtmiştik. Nitekim müzik yazarı aslen Kilisli olan İlhami Gökçen de (21.06.2005) İTÜ TMDK’ya beni ziyarete geldi ğinde, babasının bu ilahiyi belirli bir makamla sık sık okuduğunu anlatmıştı. Sadece Anadolu’da farklı bestelerinin tespit edilmiş olması da kasidenin yaygın olarak tekkelerde okundu ğunu göstermektedir. Genellikle başında “Mevlaya salli ve sellim…” şeklinde bir salavat söylenerek okunmakta olduğu görülürse de Kaside - i Bürde’nin tespit edilmiş bazı  bestelerinde bu sa lavat cümlesi yoktur. Bu yazının amacı Kaside’nin bestelerinden, derlemelerinden, arşivlerde yer alan notalarından, hatta olabildiğince notaların kaynaklarından ve tarihlerinden söz etme k ve ansiklopedilerde pek değinilmeyen besteleri konusundaki bilgileri bir araya getirmek  tir.  Notal arın bazılarında bu şuğulun Tekkelerde “Beyyumi” zikri sırasında okunduğuyla ilgili kayıtlara rastlanmaktadır. Nitekim Halil B. Yönetken , 1962’de yazdığı bir makalede “Türk Dininin Rakısları” konusunu işlediği bir yazısında ayrıntılara girmeden “Beyyumi ha laka zikrinden” 6  söz etme ktedir.   Notalara bakılırsa uzun olan kasidenin sözleri bazen “Elhamdü li’llahi münşi’l - halki…” ol a rak ilk mısra ile kayıtlara geçmiştir. Kaside’nin son  beyti olan salavatla “Mevlâye salli ve sellim” (Kaside’de “Mevlâye” kelimesi yerine “Ya Rabbi” vardır, “ Mevl â”   kelimesi Selçuklular devrinin yaygın kelimelerinden biridir  )  başlayan kayıtlar    da vardır.  Kaside- i Bürde’nin besteleri hakkında derli toplu b ir inceleme olma girişimi   olduğu düşünülen bu yazı da, önce besteleri arşivlerden t espit edilmiş ve elde edilen bütün nota lar mercek altına al ı narak, tespit kronolojisi belirlen meye çalışı lm ıştır, notalar Aytaç Ergen’in İTÜ TMDK’da hizmette olan online arşiv programından elde edilmiştir   (burada bahsedilen diğer notalar için bk. www.sanat muziginotaları.com ): 1.   Kasideyi Şeyh Halis Efendi’den meşkeden Raşid Efendi’nin aktardığı şeklini 1945’de Hüseyin Sadettin Arel’in defterine “çargah” makamda not ettiği anlaşılmaktadır   (defter, s. 135) . Fakat H. S. Arel’in defterinden alındığı söylene n bu nota çargah (Cüneyt Kosal’ın arşivinde, 1970 tarihli; TRT arşivi, nr. 16023), sabalı   çargah (Cüneyt Kosal’ın arşivinde, 1993 tarihli   ve Şeyh Halis Efendi’den meşkeden Raşid Efendi’nin aktardığı notuyla), hüseyni ve hüzzam (Mithat Arısoy’un arşivi nde, 1989 ta rihli) olmak üzere üç 5  Recep Uslu, Selçuklu Topraklarında Müzik  , Konya 2010, s. 25. Bu projeden oluşan bir konser Cumhurbaşkanı davetiyle köşkte yerli ve yabancı konuklara dinletilmiş, ve epey övgü ve ilgi çekmişti.   6  Ansiklopedilerde yer alan bilgiye göre “Beyyumi” tarikatı Mısır’da Ali Beyyumi t a rafından kurulan bir tarikattır. Ansiklopedilerde birkaç tarikatın öğretisini ve anlayışını birleştirdiği belirtilmektedir. Halil Bedi Yönetken “Kıyami Zikirler ve Türk Dini Rakısl a rı”, Türk Folklor  Araştırmaları , sy. 156, 1962, s. 2775
Related Search
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks